Eliminasyon Diyeti

Nasıl Beslenmeliyiz?

Aşağıda bahsettiklerim çoğunlukla otoimmün ve romatolojik hastalıklarda beslenme içindir. Sağlıklı beslenme açısından bu kadar katı olmaya gerek yoktur ancak buğday, süt ürünleri (inek sütü, özellikle de organik olmayanlar) her zaman, her yerde, herkese zararlıdır. 

Unutmayın, bunlar genel bilgiler, çoğunlukla herkes fayda görecektir. Yine de bireysel farklılıkları göz ardı etmemenizde yarar var. Bu diyetin genel adı Eliminasyon Diyeti'dir. Ben tecrübelerime dayanarak eliminasyon diyetinden biraz daha fazlasını yazdım. 

Buğdayı Çıkarın

Buğday herkese zarar verir. Bunun genlerle bir ilgisi yoktur. Genetik olarak yatkınsanız size daha fazla zarar verir. Yatkın değilseniz yine de zarar verir. Hemen her kronik hastalık bağırsak geçirgenliği ile yakından ilişkilidir, buğday ise içerdiği gluten ve lektin molekülleri nedeniyle hem bağırsak geçirgenliğine neden olur hem de yüksek düzeyde immünolojik yanıt (bağışıklık saldırısı) geliştirir. Bu ikisinin zararlarını anlatan bir videoyu buraya koyacağım. 
Buğday derken; bulgur, kuskus, makarna, erişte, unlu mamuller, pasta, börek, çörek, ekmek, tam tahıllı vs vs hepsi buğdaydan yapılır. 
İpucu: E yenecek ne kaldı, o zaman aç kaldık vb diyorsanız kesin çok kötü besleniyorsunuzdur. Hadi sağlığa doğru adım atın!

Süt Ürünlerini Çıkarın

Sadece sütü değil, peynir, yoğurt, kefir vb hepsini. Öncelikle bilin ki yeryüzündeki memeli türlerinde anne sütü haricinde, büyümesine rağmen hala süt içen tek canlı insandır. Bu gezegende başka bir canlının sütünü içen bir başka ırk yok. Ayrıca insanlık sütü sadece son 5.000-10.00 yıllık sürede beslenmelerine almıştır. Oysa elma milyonlarca yıldır var. Veya brokolinin atası olan sebze, soğan, sarımsak vb hepsi milyonlarca yıldır insan beslenmesinde yer alır. Son 10.000  yılın ne kadar kısa bir süre olduğunu görmeniz için bu örnekleri veriyorum. Akla bazı sorular geliyor biliyorum.
1) 10.000 yılda genlerimiz ona göre uyum sağlamadı mı?
 
Hayır. Genlerin uyum sağlaması için genel itibarıyla yüz binlerce yıl gerekebilir. Evrim-gen ilişkisi biraz daha karışıktır. Eğlencelidir de. Keşke o kadar basit olsaydı, ama 10.000 yıl hiçbir şeyin de hiçbir şeyi kadar kısa bir süredir. 
2) Eski insanlar yeyip içiyordu, onlar daha sağlıklıydı ama?
 
Haklısınız. Ancak eskiden deprem olduğunda daha az insan ölüyordu. O zaman eski binalar şimdiki evler binalara göre daha sağlam yapılıyor diyebilir miyiz? Bence diyemeyiz. Eskilerin daha az hasta olmalarının nedenlerini sıralayalım: Spontan fiziksel aktivite, daha az stres, daha güçlü aile ilişkileri, akşam erken uyuma, sabahın ilk ışıklarında uyanma, cep telefonu-bilgisayar-televizyon gibi cihazların olmaması, temiz ve doğal toprak, doğal organik besin, GDO olmayışı, toprakla uğraşma, toprakta yalın ayak gezme, hayvanların daha mutlu ve gezebiliyor olmaları ... daha sayayım mı? İyisi mi eskileri karıştırmayın boşuna. O dönemde her şey daha güzeldi. Eski insanlar yok biz varız, eski yiyecekler yok kötüleri var elimizde, eski toprak yok ilaç kalıntılısı var elimizde. 
3) Neden süt ürünleri zararlı?
Laktoz: Normal bir insan laktozu sindiremez. Laktozu sindirebilen insan sayısı çok azdır. Herkeste belirti göstermez, bu sizin laktozu sindirebildiğinizi göstermez. Laktoz bağırsak geçirgenliğine neden olur. Ancak yıllar sonra sebebini anlamadğınız bağırsak şikayetlerinize bugün yediğiniz laktoz da sebep olur.
 
Kazein: Çok alerjiktir (aslında immünolojiktir demek istiyorum). Gluten proteinine benzerliği nedeniyle bağırsak geçirgenliğine de sebep olur, vücut moleküllerine benzemesi nedeniyle gluten gibi oto-immün mekanizmayı da tetikler. 
 
Bütirofilin: Vücut proteinlerine benzediğinden oto-immün mekanizmayı tetikler. 
İnsülin benzeri büyüme faktörü: Kanser ve sivilce oluşumu ile ilişkileri moleküler yolakları ile gösterilmektedir. Yani kanseri ve sivilceyi tetikleyebilir veya var olan durumu kötüleştirebilir nitelikte.
Östrojen: Fazla östrojen içerir. Uzun dönem fazla alımı östrojen fazlalığına neden olur. Bu durum pek araştırılmamıştır ancak sütteki östrojen miktarı kadar östrojeni hergün kimse dışarıdan almak istemeyecektir. Organik olmayan süt ürünlerinde bulunan antibiyotik, diğer ilaçlar, GDO tüketimlerinin etkileri, hayvanların sürekli stres altında olmaları nedeniyle oluşan stresin etkisi vb 
Süt ürünlerinin kısa dönem etkileri araştırılmıştır ancak uzun dönem etkileri araştırılmamıştır. Uzun dönem çalışmalar genelde sadece osteoporoz açısından değerlendirmişlerdir. Kısa dönemde iyi kalsiyum kaynağı olduğundan kemik dokuda iyileşme görülebilir. Uzun vadede ise osteoporoza sebep olabilmektedir. Zararsız kalsiyum kaynaklarına odaklanılabilir. 
4) Kalsiyumu nereden alcağız?
 
Önce biraz bilgi vereyim sonra bir soru sorayım. İnsanlık son 10.000 yıldır süt ürünleri tüketmiyor demiştim. Oysa 10.000 yıldan daha eski iskeletlerde kemikler ve dişler daha sağlam ve günümüze kadar neredeyse tek parça haline gelebilmektedir. Son 10.000 yılda ise insanlar süt ürünleri tüketmişlerdir ancak son 10.000 yıllık iskeletlerde daha fazla kırık, incelme, eksik dişler ve toz hailini almış parçalar bulunmaktadır. Yani son 10.000 yıllık iskeletler pek de sağlam değil. Son 100 yıl haricinde ise fiziksel aktivite seviyeleri hep yüksekti. Hala kalsiyum için süt ürünlerine ihtiyacımız olduğunu düşünüyor musunuz? Bilginiz olsun, koyu yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar, balık ve kabuklu deniz canlıları, özellikle kılçığı ile yenilebilen balıklar iyi kalsiyum kaynaklarıdır. Zarar da vermezler. Kemik erimesinden korunmak için D vitamini, K2 vitamini (koyu yeşil yapraklı sebzeler) ve fiziksel aktiviteyi atlamamanız lazım. Kemik erimesi olana hemen süt ürünleri vermek, osteoporoz mekanizmasını tam bilmemek demektir. Bu arada A ve C vitaminleri de bu mekanizmada görev alırlar. Ve kemik dokuda yüksek miktarda çinko ve magnezyum da bulunur. Oysa bu saydığım vitamin ve mineraller çoğunlukla yetersizdir (boşuna kan değerlerinize güvenmeyin).

Yumurtayı da Çıkarın

En azından 1 ay. Çoğunlukla bağırsakta alerji veya hassasiyet gelişmekte. Bende istemezdim. Ama çıkarmamız gerekiyor. 

Diğer Tahıllar ve Kuru Baklagiller

Buğday kadar zararlı değiller elbette. Şimdi biraz açıklık getirelim. Pirinç kan şekerini buğdaya kıyasla daha hızlı yükselttiği için diyetisyen ve doktorlar bile buğdayın daha sağlıklı olduğunu düşünürler. Pirinçte gluten yoktur, lektin ise buğdaydakinden daha az zarar verir. Bu nedenlerle durumunuz ağır ise veya istediğiniz başarıyı elde edemiyorsanız pirinci de bırakın veya çok az tüketin.
Mısır ise kabuğundaki yapıdan dolayı genelde sindirilemez ve problemli olarak anılır. Mısır eliminasyon diyetinde zaten bulunmaz, yani beslenmeden çıkarılmıştır.
Arpa, çavdar içinde gluten vardır, çıkmalıdır.
Yulaf, diğer tahıllarla aynı yerde işlenir, gluten bulaşır, aslında doğasında gluten yoktur ama çıkarılmasında yarar vardır.
Durumunuz ağırsa veya istediğiniz başarıyı elde edemiyorsanız mısır unundan ekmek vs tüketmeyin. Alternatif olarak karabuğday ekmeği tüketebilirsiniz. Eğer yürüyemiyor durumdaysanız bunu bile bırakmanız gerekebilir. Ama karabuğday veya kestane unundan ekmek bilinen en masum ekmek türleridir. 
Kuru baklagiller, haftada 1 tüketilebilir. Ancak tekrar belirtiyorum, durumunuz ağır ise veya istediğiniz başarıyı elde edemiyorsanız kuru baklagilleri de çıkarmalısınız. Merak etmeyin tahılları ve kuru baklagilleri diyetinizden çıkardığınızda hiçbir beslenme yetersizliği yaşamazsınız. Aksine doymak için yararlı olanlardan daha fazla yemeniz gerektiğinden daha da iyi beslenmiş olursunuz. 
Kemik Suyu Hazırlayın
Mümkünse ilikli kemik olsun. Daha çok tavuk ve balık tercih edebilirsiniz. Daha veya koyun daha uzun sürüyor. Mutlaka serbest gezen tavuk veya açık deniz balığı olsun. Aksi halde yarardan çok zarar görebilirsiniz. Açık deniz balığı için çipura ve levrek tercih etmeyin. Çünkü yüksek olasılıkla çiftlik balığıdır. Güvendiğiniz bir yerden alıyorsanız tabi ki o olur. Tarifler için buradan yararlanabilirsiniz. Günde 1-2 bardak tüketmenizi öneririm. Beslenme danışmanınız varsa 3-4 bardak da tüketebilirsiniz. 
Diğer Önemli İpuçları
Ayçiçek yağını eve almayın, zeytin yağını tüketin. Zeytin yağınız rafine değil sızma olsun. Tereyağı yerine sade yağı tercih edin. Sade yağ yapımını buradan bulabilirsiniz. Sağlıklı yağlar ve yağ kaynakları arasında hindistancevizi (meyvesi, yağı, sütü, kefiri, tereyağı vb) ve avokado da yer alır. 
Yağ ağırlıklı beslenmelisiniz. Bu yağlar doymuş yağlardan da gelebilir. Önemli olan nokta, uzun zincirli doymuş yağlar olmamalıdır. Sadeyağ, hindistancevizindeki yağlar ve avokadodaki yağlar çoğunlukla doymuş olmalarına rağmen orta ve kısa zincirli yağ asitlerinden zengin olduklarından sanıldığının aksine kalp-damar hastalıklarına neden olmazlar, aksine kalın bağırsağın beslenmesine de yardımcı olurlar. 
Karbonhidratlar mümkünse sadece meyve ve sebzelerden gelmeli. Hatta daha çok sebzelerden. Vücudun teorik olarak karbonhidrata ihtiyacı yoktur. Aslında karbonhidrat kaynaklarından gelen diğer yararlı bileşiklere (vitamin, mineral, antioksidan, lif, fitokimyasallar) ihtiyacı vardır.  Bunlar da tahıl ve kurubaklagillerde fazla bulunmazlar (varlar ama emilemez, kullanılamazlar), en çok sebzelerde ve kırmızı orman meyvelerinde bulunurlar. 
Tahılları ve kurubaklagilleri tamamen çıkarmanızı öneririm, ama buğdayın şakası yok. Bir de diğer tahıllardan elde edilen ekmekler de olmaz. Karabuğday unu veya kestane unu vb çoğunlukla sorun olmamaktadır. 
Fiziksel aktivite sağlığa yararlıdır değil, fiziksel aktivite yapmamak sağlığa zararlıdır. Bunu bu şekilde anlamak lazım. Yani biraz hareket edin.
Takviyeleri de inceleyin.
Başka sorunuz varsa iletişim kutumuz aracılığıyla bize gönderin. Cevaplayalım.
Yardıma mı ihtiyacınız var?

Bizimle İletişime Geçin

Merak ettikleriniz ve sorularınız için bize ulaşın.
Bültenimize Katılın

Yayınladığımız makaleler anında e-posta adresinize gelsin.

FONKSİYONEL BESLENME
  • Fonksiyonel Beslenme İnstagram
  • Fonksiyonel Beslenme Youtube
Fonksiyonel Beslenme Akademisi Logo

© 2019 Fonksiyonel Beslenme Akademisi. Tüm Hakları Saklıdır.

CAROLINEPRESENCE tarafından hazırlanan ve geliştirilen web sitesi.