• Fonksiyonel Beslenme

Tiroit Sağlığınızı Korumak ve Geliştirmek İçin Bağırsaklarınızdan Başlayın


Hipotiroit tanısı aldığınız zaman tiroit tedavisi işe yarar ve bir kısım rahatlama/düzelme gözlenebilir. Ancak eğer tiroit sağlığı için köklü bir yaklaşım istiyorsanız yaklaşımınız bağırsaklara yönelik olmalıdır. Tip dünyasının maalesef atladığı en önemli basamak bu basamaktır. Eğer geçirgen bir bağırsağınız, bağırsaklarda inflamasyon, enfeksiyon, parazit varsa, mide yanmanız varsa, sindiriminiz yeterli değilse, kronik kabızlığınız veya ishal durumunuz varsa, her gün en az 1 kere tuvalete çıkmıyorsanız üzgünüm ama tiroit sağlığınız da yerinde olmayacaktır.

Bağırsaklar ile tiroit arasındaki bağlantı iki yönlüdür ve kısır döngü olabilmektedir. Çünkü hipotiroit sindirime ve bağırsakların yeterli çalışmasına engel olurken, sindirim sorunları ve bağırsak sorunları da hipotiroit belirtilerine ve hastalığına sebep olur. Bu nedenle hipotiroit ve haşimoto tiroiditi durumlarında bağırsaklara, dolayısıyla da beslenmeye özen gösterilmelidir. Eğer mümkünse, işlevsel tıp yaklaşımını benimseyen bir doktor ile birlikte hareket edilerek daha hızlı olumlu sonuçlar elde edilebilir. Önemli olan, tiroit-bağırsaklar/sindirim-varsa kaygı ve kan şekeri durumlarına aynı zaman diliminde müdahale etmektir. Dediğim gibi tüm bu yaklaşımlar beslenme ile olur. Ancak doktor ve diyetisyen işbirliğinde olumlu sonuçlar hem daha hızlı hem de daha fazla gözlenir.


Bağırsaklar Tiorit Sağlığını Nasıl Etkiler?


Bağırsaklar birkaç açıdan tiroit sağlığını etkiler.


Geçirgen bağırsaklar


Geçirgen bağırsakları sınırlarını koruyamayan bir ülke gibi düşünün. Dışarıdan içeriye sayısız düşman girer ve siz bunlarla baş edemezsiniz. Aşağıda gördüğünüz gibi bağırsaklarınızdaki bakteriler, mantarlar ve virüsler, bu mikroorganizmaların parçaları, tam sindirilmemiş besinler kan dolaşımına katılınca (normalde bunlar bağırsaklardan geçememeliler, geçirgen bağırsak sendromunda ise geçebilmektedirler) inflamasyon dediğimiz olay başlıyor hatta şiddetleniyor.




Kronik inflamasyona dönüşen bu durum vücutta birçok sistemi yerinden oynatıyor. Bunlardan biri de tiroit oluyor pek tabi (daha fazla bilgi isteyenler inflamasyon/HPA aksı/hipotiroit-haşimoto tiroiditi ilişkisini inceleyebilirler).



Bağırsak Florası ve T3 ( Aktif Tiroit Hormonu)


Bağırsaklarımız, bizim tüm beden sağlığımıza etki eden bakterileri bulundururlar. Bu etkilerinden biri de aktif tiroit hormonunu (T3) üretmeleridir. Vücutta aktif tiroit hormonunun % 20’si bağırsaklardaki bakteriler tarafından üretilir. Yani tiroit bezinden salgılanan daha az aktif tiroit hormonunun (T4) % 20’si bağırsaklara ulaşarak burada bakteriler tarafından aktif tiroit hormonuna (T3) dönüşür. Diyetiniz kalori içeriği yüksek ancak yararlı besin öğeleri açısından fakir olduğunda, bağırsaklarınıza zarar verdiğini sizin de bilmediğiniz besinleri her gün tüketiyorsanız, sindiriminiz yetersiz ise, bağırsak bakterileriniz dengesiz ise, yüksek oranda kötü bakteriler varsa… bu durumların herhangi birinde aktif tiroit üretebilmeniz sekteye uğrar (tahmini olarak toplumun % 90’ında bunlardan en az biri var). Ayrıca belirgin bağırsak sorunlarınız hatta bağırsak hastalıklarınız varsa tiroit hormon üretiminiz daha da fazla azalır, hormonları algılayan algaçlar bozulur, T3 (aktif tiroit) azalır, TSH düşer, otoimmün tiroit bozukluğuna (haşimoto tiroiditi) doğru gider.


Düşük Mide Asidi


Hipotiroit durumu mide asidinin azalmasına neden olur. Reflüsü olan biri için bu iyiymiş gibi görülebilir. Ancak düşük mide asidi genelde mide yanmasına neden olur. Mide, asidi az olduğunda sindirimini iyi yapamaz (mide hapları da mide asitliğini azaltan özelliktedir). Midedeki besin daha midedeyken çürümeye ve kokuşmaya başlar. Çürümüş ve kokuşmuş bu besin ince bağırsaklara geçer. İnce bağırsaklar bu çürümüş besinleri almak istemez ve tekrardan midenin daha da üstünde bulunan yemek borusuna göndermeye çalışır. Azalmış mide asidi ile karışmış bu besinler yemek borusu için hala çok asidiktir ve yemek borusunu tahriş eder. Yanma hissi hissedilir. Bu az sindirilmiş besinler nihayetinde ince bağırsaklara yine de geçer. İşte bundan sonrası bağırsaklarda direk inflamasyona, sindirim yetersizliğine, enfeksiyonlara, kötü bakterilerin çoğalmasına ve bağırsak geçirgenliğine neden olur. Buradaki en tehlikeli kısım ise uzun bir süre belirti olmaz veya çok az olur ve dikkate alınmaz. Bir sonraki yazımda bağırsak geçirgenliği belirtilerini yazacağım.

Hipotiroit, düşük mide asidine neden olmasına rağmen, düşük mide asidi de hipotiroit şiddetinin artmasına neden olur. Tahminlere göre batıda yaşayan biz gibi toplumlarda % 90’lara varan oranlarda yetersiz mide asidi vakası var. Yani her 10 kişiden 9’unun mide asidi aslında yetersiz ve dikkat ederseniz bundan şikâyet edecek kadar etkilenenlerin sayısı çok az. Bu oranın bu kadar yüksek olmasının nedeni ise diyetlerin kalitesiz, içi boş enerji kaynaklarının fazla, vitamin-mineral içeriklerinin düşük olmasıdır. Sindirimdeki herhangi bir sorun, midede veya bağırsaklarda başlaması fark etmeksizin, otoimmün hastalıklar, kronik stres, besinlerin değerli içeriklerinin tuvalete gitmesi gibi durumlara zemin hazırlar ki bu da kişinin hipotiroit olmasına veya tanı almasa bile hipotiroit belirtilerinin görülmesine neden olur.


Safra Kesesinin Önemi


Safra kesesi karaciğerin altında bulunur ve kesenin içindeki safra karaciğer tarafından üretilir. Safra yağların sindiriminde önemli yer tutar. Karaciğerdeki herhangi bir sorun safranın yeterli üretilememesine, dolayısıyla yağların yeterli sindirilememesine ve yine dolayısıyla yetersiz sindirim ve sonrasında bağırsak sorunlarına yol açacaktır. Hipotiroit durumunda safra kesesi tembelleşir. Bu durum ile birlikte safra taşları oluşma riski artar ve safra kanalını tıkar. Bu da yağlı bir öğünde sindirimde zorlanmaya neden olur. Hipotiroit olan bireylerde bu durumun görülme sıklığı daha yüksektir.

Tembelleşmiş safra kesesi ayrıca karaciğerin detoks kapasitesini de azaltır. Bu durumda da (karaciğer de aktif olmayan T4’ün aktif T3’e dönüştürüldüğü önemli bir organ olduğundan) aktif hormon üretiminde azalma olur ve hipotiroit belirtilerinde artış görülür. Ayrıca östrojen karaciğerde metabolize olur. Detoks kapasitesi azalmış bir karaciğer östrojeni vücuttan uzaklaştırmada da yetersiz kalır. Fazla östrojen de yine hipotiroit belirtilerini artırır.

Özetle; bağırsak sağlığı, mide sağlığı ve karaciğer sağlığı tüm hastalıklarda olduğu gibi hipotiroit durumunda da önemlidir ve bu üç organ etkileşimli olarak sağlıklı veya kısmen sağlıklı/sağlıksız olur. Ben burada bir parantez açarak, pankreası da eklemek istiyorum. Yani bağırsaklar-mide-karaciğer-pankreas sorunları hemen her hastalığın temelinde yatar ve biri varsa diğerlerinin var olma olasılığı yüksektir.


Bağırsakların Tedavisi İçin


Unutmayın yedikleriniz bağırsaklarınıza ulaşacak. Dolayısıyla ne yediğiniz ve ne yemediğiniz çok önemli!


Besin Hassasiyetleri


Tam bir eliminasyon diyeti olmasa da, kısmen eliminasyon diyetiyle başlamak çok yararlı olacaktır. Bunun nedeni, genelde hasta bireylerin tepki gösterdiği besinler birbirleriyle aynıdır veya çok benzerdir. İlk olarak buğday ve buğdayın herhangi bir kısmını içeren besinlerin diyetten çıkması çok önemli. Buna glütensiz buğday, glütensiz un, kepekli un vb her şey dahil. Beraberinde arpa, yulaf ve çavdarın da diyetten çıkması önemli. Karabuğday veya kinoada glüten yok.  Bu iki besine karşı hassasiyetiniz yoksa tüketmenizde sakınca yok. (Tekrar yazıyorum, glütensiz un, glütensiz makarna vb veya yulaf gibi besinlerde glüten yok o yüzden tüketebilirim demeyin. Nedenlerini daha sonra tartışırız, bunlar da diyetten ç-ı-k-m-a-l-ı)

İkinci olarak, en çok hassasiyet olan besinler arasında süt ürünlerinin tamamı (kefir, yoğurt, peynir vb de dahil), yumurta, soya, mısır da 3 haftalığına diyetten çıkmalıdır. Sonrasında, çıkarılan her besin 72 saat aralıklarla iki veya üç orta büyüklükte porsiyon miktarında verilerek gözlenmeli ve yine 72 saat izlem yapılmalıdır.

NOT: Glüten içeren besinler, özellikle ilerlemiş hipotiroit veya haşimoto tanısı olan hastalarda her şekilde diyetten çıkmalı. Artık buğdaysız bir beslenme sayfası açmalısınız hayatınızda.


Sindirim Enzimleri


Ana öğünlerden önce sindirimi desteklemek için sindirim enzimi takviyesi alınmalı. Bir süreden sonra bırakılabilir. Sindirim enzimi yetersizliğine neden olan besinler eliminasyon diyetiyle diyetten yavaşça uzaklaştırılacaktır.


Bağırsak Bütünlüğünü Sağlayan Besin Destekleri


Bağırsak bütünlüğü için en önemli mineral çinko. Bağırsak hücreleri arasındaki, yabancı maddelerin, bakterilerin kana geçmesini önleyen sıkı bağların yapımında çinko görev alır. Toprakların verimsizleşmesi ve diyetlerin de yüksek miktarda işlenmiş (saflaştırılmış) ürünlerden oluşması çinko yetersizliği belirtilerinin birçok kişide görülmesine neden olmaktadır. Bu kapsamda 1-2 ay kadar çinko takviyesi kullanımı bireylerde (bağırsaklarda, ciltte, saçlarda vb) belirgin düzelmeler sağlamaktadır. Ayrıca çinko yetersizliğiniz kanda tespit edilememektedir. Daha doğrusu kanda çinko yetersiz çıkana kadar vücutta kaslarda, bağırsaklarda, tiroit bezinde, pankreasta çinkonun artık iyice azalmış olması gerekir. Yani kan testlerinizde çinkonun yeterli çıkması sizde çinko yetersizliği olmadığı anlamına gelmemektedir. Çinko takviyesi kullanacaksanız lütfen rasgele yapmayın, diyetisyen/doktorunuza danışın.


Glutamin


Bağırsak hücreleri tarafından hızlı enerji yapımı için kullanılır. Önce bağırsakları, bağırsaklardan sonra da bağışıklık sistemini destekler. Özellikle bağışıklık sisteminin sakinleşmesi için glutamin önemlidir. Glutamini dışarıdan toz olarak alabilirsiniz ancak dikkat etmelisiniz, kabızlık yapabilmektedir. Tadı çok güzel olmadığından aç karnına alımlarda mide bulantısı da yapabilir. Önerim tok karnına almanız ve bir şeyin içine karıştırarak almanızdır. Glutamini günlük 10 g civarında kullanmanız yarar sağlayacağı gibi bir yan etki de yaratmaz. Benim glutamini toz olarak almaktan daha iyi ama biraz zahmetli bir önerim var. Organik tavuk veya kemik suyu. Organik olmasına özen gösterin. Bir tam tavuğu veya kemikleri parçalarına ayırdıktan sonra bir yüksek basınçlı tencereye bırakın. İçerisine kereviz, soğan ve istediğiniz diğer sebzeleri de ekleyin 24 saat kadar hafif ateşte pişirin. Üzerinde oluşan tortuyu çıkarın. Altını kapatın, soğumaya bırakın ve suyunu her gün 1-2 bardak kadar tüketin. Tavuğu da yemeklerde kullanabilirsiniz. Bu suyun içinde sadece glutamin değil, glisin, kollajen gibi yararlı diğer proteinler de vardır.


Omega 3


Olmazsa olmaz! Alternatifi yok. Günde 2-3 gram kadar EPA+DHA almalısınız. Aldığınız balık yağının 1 gram olması içerisindeki EPA+DHA miktarının 1 gram olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle beyan edilen EPA+DHA miktarlarını inceleyin. Kullandığınız balık yağının içinde mutlaka E vitamini (tokoferol/tokotrienol de yazabilir) de olsun. Yazmıyorsa kullanmanızı önermem. IFOS amblemi olsun. IFOS uluslararası kalite standardıdır. Jelatini sığır değil balık jelatini olmalı.


Probiyotikler


Hemen başlamayın. Bekleyin biraz bağırsaklarınızın geçirgenliği azalsın. İnflamasyon dediğimiz olayın şiddeti azalsın ve kendinizi iyi hissetmeye başlayın. Arkasından (tahminen 2-4 hafta sonra) probiyotik kullanmaya başlayabilirsiniz. Probiyotik kullanırken hem probiyotik hem de prebiyotikten zengin bir beslenme de sağlayabilirsiniz. Turşu, şalgam vb fermente ürünleri, ev yapımı sirke, kambuça çayı gibi besinler pre-probiyotikten zenginler. Sizlere ayrıca probiyotikten zengin beslenme için başka makale yazacağım.


Meditasyon Yapın


Meditasyonun gücünü küçümsemeyin, tahmin edemeyeceğiniz kadar çok fayda sağlayacak size. Denemesi bedava. Birkaç gün sadece nefes egzersizi ile başlayabilirsiniz (günde 5 dk). Birkaç gün sonra nefes egzersizi ile birlikte farkındalık çalışması yapabilirsiniz ( 5dk nefes + 10 dk farkındalık). Birkaç gün sonra da teşekkür meditasyonunu da eklemenizi öneririm (5 dk nefes + 10 dk farkındalık + 10 dk teşekkür meditasyonu). Aldığınız antidepresanlara kıyasla karşılaştırılamaz etkileri vardır, hayatınızda kalıcı etkiler bırakır, zararsızdır. Sakinleşmek, yeni kararlar almak, yeni bir sayfa açmak gibi olumlu yan etkileri vardır.

Hobilerinizle uğraşmak da meditatif bir eylemdir.


Fiziksel Aktivite Yapın


İşe yürüyün, spor merkezine gidin, bisiklet sürün, evde 5-10 dk kadar ağırlık kaldırın, yüzün, bahçe işleri ile uğraşın… Bir şeyler yapın.

Bir şeyler yapın. Doğal olsun, zararlı değil yararlı yan etkileri olsun. Bedeniniz saygı duyulmayı hakkeden bir elbisedir…

Bizimle İletişime Geçin

Merak ettikleriniz ve sorularınız için bize ulaşın.
Bültenimize Katılın

Yayınladığımız makaleler anında e-posta adresinize gelsin.

FONKSİYONEL BESLENME
  • Fonksiyonel Beslenme İnstagram
  • Fonksiyonel Beslenme Youtube
Fonksiyonel Beslenme Akademisi Logo

© 2019 Fonksiyonel Beslenme Akademisi. Tüm Hakları Saklıdır.

CAROLINEPRESENCE tarafından hazırlanan ve geliştirilen web sitesi.